Friday, February 17, 2017

Ates ve Virus

Ates ve Virus
 
Pempe ipek bir balik
Dusuyor yatagina
Bir damla ter dusuyor
Bir tutam virus
Hastasin
Sicak ve yorgun
Kucuk ve sicak

Uzerinde bir kizil agirlik yuzuyor
Gozlerin kapanmis, oyle yorgun ve oyle saskin yatiyorsun bebegim
Kizil bir Kirlangic gibisin
Bir Irlanda sarkisi gibisin
Akustik bir esrarin var bebegim
Sana bakiyorum,
Bakmaya kiyamiyorum

Yatagina kisin soguk isiklari vuruyor
Orada , bir yerde bir kedi duruyor
Kabuklari soyulmus bir partakal kokuyor
Sen deniz kokuyorsun,
Terli yastigin yosun kokuyor

Bildigim butun tanrilara dua ediyorum
Bildigim butun dillerde  
Sana yeni isimler buluyorum;
Amya, 
Delaney, Delilah,
Kyra, Maisha, Sascha, 
Rowan
Veda,Viviana,  Zahara,  Zola, 
Dorian, Dante
Sen bana guluyorsun
Sonra yok ADA kalsin diyorsun

Cocuk klasiklerinden cikmis
Sicacik bir kus gibisin ADA
Henuz ucamayan bir kelebek gibi

Sen hic buyume diyorum,
Ben sana yeni isimler bulurum  
Buda gecer diyorum
Buyursen ve ben yaslanirsam
Bana Schubert cal diyorum
Sen bana soz veriyorsun
Sonra goz goze geliyoruz
Birbirimize sozler veriyoruz
Tarcin kokulu sozler

Simdi seni
Yagmur gibi  yikayacagim
Sonra sicak balli sut yapacagim
Ellerimle  seni gogsume yatiracagim

En sevdigin romani okuyacagim….

"Ada'ya"

23.01.2017 

Tease


Tease

Oh Man ,
You have done it all again,
Hand-picked the monster of God
Adore fascists, racists, and, autocracy
Worship fierce, war, and ban
You are the monster of your God

Oh Man,
You have well done it again.
Well chosen the monster
Chosen epidemic cruelty
Your brutal ideology will be your wounded legacy 
Scars of posterity
What do we do?
What do we do?

Oh Man,
Faces with lines and lies again
Unconstitutional speeches
I am speechless
Dreamless
Breathless

Oh Man,
Are you deaf?
Are you dumb?
Are you blind?
Your cranky monster is triggering cosmic crash.
Now celebrate your victory
And see the reality
Where is your unity and solidarity?

Your bag is full of God
Prejudice
Religious
Injustice
Intolerance
Are you a big tease?

31 January 2017 / Stuttgart Mpg  


Tuesday, August 30, 2016

LOGICAL SONG 

When I was young, it seemed that life was so wonderful,
A miracle, oh it was beautiful, magical.
And all the birds in the trees, well they'd be singing so happily,
Joyfully, playfully watching me.
But then they send me away to teach me how to be sensible,
Logical, responsible, practical.
And they showed me a world where I could be so dependable,
Clinical, intellectual, cynical.
There are times when all the world's asleep,
The questions run too deep
For such a simple man.
Won't you please, please tell me what we've learned
I know it sounds absurd
But please tell me who I am.
Now watch what you say or they'll be calling you a radical,
Liberal, fanatical, criminal.
Won't you sign up your name, we'd like to feel you're
Acceptable, respectable, presentable, a vegetable!
At night, when all the world's asleep,
The questions run so deep
For such a simple man.
Won't you please, please tell me what we've learned
I know it sounds absurd
But please tell me who I am.

Wednesday, September 4, 2013

Letter 1-

Omg, what a surprise... 
I don't know why but I felt pain and sadness, but happiness at the same time. I am so happy for John that he got a great job in a great city and I am so happy for you that you will be in Ny city, what a great city for such an artist to live in. I am sure you will do much much much better there in terms of your art productions. You deserve the best...
I am sure you will sell your house with no problem. It is such a beautiful house and the market is very dynamic at the moment. If you ever need help for anything please don't hesitate to call and ask. I am always here to help. Just one thing before you leave, if you ever consider selling one of your work, we will be happy to buy it. I am serious.We must get together before you leave.I will miss you so so so so much. You mean a lot to me. Because of your being, your existence I will always smile when I think of AIP...
Maura-Una, No matter what we 'll be in touch forever....
"There are beautiful because the remaining wounds. Lemon-scented, rainy women. There are women who never forget. Lemon-scented ... In spite of everything ... There are women who Rain. " ( by Lale Muldur)
You will always stay in a very special,rainy and lemon scented spot in my heart,
Much loves always and forever, S-

Wednesday, July 10, 2013

EDEBIYATTA KEDI

Kediler, yazar dostudur.
Zaten entellektüel yaratıklar olduklarından yazma eylemine ve kitaplara acayip ilgileri vardır. Kedi dostlarının en şikayetçi oldukları ve en çok güldükleri konuların başında kedileri ile yaptıkları kitap ve gazete paylaşım mücadelesi gelir. Evlerin kitaplıkları da bu entellektüel varlıklar için doğal bir mekandır. Kitapların kokuları, ciltleri, küçük raf aralıkları onları inanılmaz derecede cezbeder. (Çalışma odasına her girişimizde kitaplarımızdan birini yerde buluruz. Sevgili kızımız bazen Kafka’ya takılır bazense İktisadi Düşünceler Tarihi’ni okumak ister ki biz daha okuyamadık.)

Yazarlar kedileri olduğu için mi daha iyi yazarlar ya da yazarlar iyi yazdıkları için mi kediler onları tercih eder bu da bir muammadır. Ama kediler insanoğlu ile tanıştıkları günden beri yazının içindedirler. Mısır hiyeroglifleri nazendelerin ilk kayıtlarını oluşturur. Kedi üzerine kimler yazmamıştır ki, Chateaubriand’an Hemingway’e Sadi’den Peyami Safa’ya kadar birçok yazar kedilerin kıyısında köşesinde dolaşmıştır. Ressamlar kedileri ile çalışmakta nispeten zorlansalar da yazarlar bu açıdan şanslıdır, tabii kalem veya klavye ilgilerini fazlasıyla çekmediyse.

1697 yılında Charles Perrault'nun yazdığı ve hala her çocuğun keyifle okuduğu Çizmeli Kedi, kedilerin masal sahnesine ilk cürretli çıkışlarıdır denebilir. 1741'de ise Domenico Balistrieri'nin Milano'da yayınlanan 85 sayfalık "Ölen Bir Kedi İçin Gözyaşları" başka dillere de çevrilmiştir. Bir başka yazar Lewis Carroll da 1865'de Alice Harikalar Diyarı'nda isimli eserinde "Cheshire Kedisi" karakteri ile kedi edebiyatına ciddi bir katkı sağlamıştır.

Ünlü “Toplum Sözleşmesi”nin yazarı ve Fransız İhtilali’nin düşün babalarından Jean Jacques Rousseau "Emile" isimli eserinde “ilgi ve algı” olgusunu işlerken bir kedi ile bir çocuğun merakını kıyaslayarak işe başlamıştır. Bir ihtilal düşün babasına da kedi gibi radikal bir varlık yaraşırdı. Cervantes’in o meşhur kahramanı Don Quixote ise tüm dünyaya meydan okusa da kedilerden usul usul korkar. Haliç sırtlarının güzelliğine doyamamış Pierre Loti ise tam bir kedicidir. Ama o kedilerde dinsel bir gizem olduğuna inanlardandır. Baudelaire de Pierre Loti’nin izinden gitmiş ve bilinmeyen ve fizikötesinin kedilerde toplandığını düşünmüştür.

Fransız şair Rimbaud için karısını, evini terkeden Verlaine de kedileri şiire taşımış ve “Dişi Kedi” şiirini kaleme almıştır.
Ama edebiyatın en kedici isimleri kimlerdi derseniz herhalde Rudyard Kipling ile Mark Twain’i kolay kolay geçebilecek yazar bulamazsınız. Kipling daha da öteye gitmiş kedileri çizmiştir de. Çocukluğumun yazarlarından olan Kipling’den her ne kadar üstün ırk safsatalarına merakı sebebi ile soğumuş olsam da yazdıkları ve kedilerle ilgili yazıları yine de özel bir köşeyi hakeder. Özellikle de 1902’de yayınlanan ve bir ev kedisinin ağzından aktarılan öyküleri. Mark Twain ise hep bana neşeli (daha doğrusu matrak) bir adam olarak gözükmüştür. Tom Sawyer gibi ‘matrak’ bir eser de bu ustaya aittir. Ama usta tam bir kedikoliktir. Hatta kedisizliği kendine has mizahı ile tiye bile alır. (Eh pek de haksız sayılmaz.)

Fransız Edebiyatı’nın köşe taşlarından (ve de adı en zor yazılan yazarlardan) biri olan Chateaubriand’nın kediciliği ise beni biraz düşündürür. Papa 12. Leo tarafından armağan edildiği için mi kedisini çok sever yoksa kedisi olduğu için mi bilemem. Ama şurası su götürmez bir gerçektir ki, Chateaubriand kedisini yazarak ölümsüzleştirmeyi başarmıştır.

Ama biz kedicilerin “kedi edebiyatı” açısından en büyük üzüntülerinden biri Shakespeare’i yanımıza çekememiş olmamızdır. Shakespeare kedilere uzak durmuştur. Oysa ki bir Othello’nun bir Lady Macbeth’in yanına bir kedi ne de yakışırdı. Usta tüm ustalığına rağmen bu keyfi ıskalamıştır.

Çok yiyen, çok gezen ve çok eğlenen, kendisi de iri kıyım bir adam olan (Üç Silahşörleri başka kim yazabilirdi) Alexandre Dumas ise tam bir hayvan dostudur. Hayvanların doğasını zevkle izlemiş ve ifade etmiştir.

Tüm korku dolu yazınına karşın Edgar Allan Poe, ölen karısına bir anlamda ithaf olunacak Annabel Lee diye bir şiir yazmıştır, pir yazmıştır. Annabel Lee’yi okuyanlar bilir, duygular berrak bir su üstünde yüzer gider. Poe da bir kedicidir ve çok sevdiği ölen karısının yatağında üç renkli bir kedi Poe’nun yasına eşlik etmiştir.

Ya Türkiye Edebiyatı, kedilere nasıl bakmıştır? Sağolsun ki Gökhan Akçura bu merakı herkes adına giderdi. Kedi Kitabı'na bakmanız yeterli. Neredeyse yazarlar bandosu geçiyor. Heybeliada'nın simgesi haline gelen Hüseyin Rahmi Gürpınar ve yine bir başka adalı Sait Faik Abasıyanık kedileri es geçmemişlerdir.

Ama Türk Edebiyatı'nın kedici prensi Bilge Karasu'dan başkası olamaz herhalde. Cihat Burak ve Tomris Uyar da sıkı kedici yazarlarımızdan olmuştur.

Kedileri Türkiyeliler yazmayacak da kim yazacak. Her evin bahçesinde, sokağında köşesinde kedilerle yaşayan bizler kedi edebiyatının mekanında yaşarız.