Friday, October 30, 2009

Komsu Siyam





Posta kutusunda her zamanki turden -bir sey yok-luk.
Hava ayazli, gri, sisli, bulanik. Henuz  sabah 8.00.  Cimler ve sokakta geceden kalma usuten bir islaklik. Belli bir kac saate kadar gurluycek hava, kuru  gokgurultusu uzun surmeden arkasindan  selli  sulu  yagmur bosalicak karanlik gokyuzunden. Oyle boyle degil bu gun dolu dolu yagicak yagmur. Barajlar dolucak tasicak, kotu insa edilmis evler sular altinda kalicak, evsizlerin bir kismi kapali ATM kiosk’larina siginacak diger bir kismi kopru altlarina. Evde kalanlar , camdan firtinayi izlemeye tenezzul bile etmiycek,  mutemelen  televizyon, internet, playstation gibi multi media unsurlariyla oyaliycaklar kendilerini.
‘Muhtemelen bu gun UPS ‘de gelmiycek’  diye gecirdi icinden. Baskalari bilinmez ama  UPS’ in  5520’ ye  uramayisi  havalardan degil, getiricek hic bir sey olmamasindandi. Huzunle giris kapsini acti,  teresa cikti. Kirmizi vinyl  kapli  spor katlanabilir  sagdaki  sandalyeye oturdu. Olmadi yolu goremiyordu. Kalkti,  yer degistirdi, soldaki  sandalyeye oturdu. Olmadi yolu goremiyordu. Kalkti,  iki basamak merdiven indi, sokaga en yakin olan tarafina oturdu basamagin. Sagda Murdock, solda Wightman’a bakti. Bu ecnebi ulkede sokak sakinlerini tesadufen bile olsa gormek, onlara en ucuzundan laf atmak mumkun degil diye gecirdi  icinden. Sonra dayanamayip usulca kendine mirldandi ; gunaydin bu sabah  gec kalktiniz , gecte kaldiniz anlasilan…Hayrola…
Sokak kedisiz sokak ne kadar yanlizsa o da o kadar yanliz hissetti kendini. Simdi   yolun karsisindan ac bir kedi  firlayip gelseydi suvariler gibi kosarak dort ayak miyavlaya miyavlaya yanina, ona biraz  sut verseydi ne iyi olurdu.  Sokak kedileride,  sokak sakinleri kadar silimisti bu sehirden. Insan gormek icin  buyuk alisveris merkezlerine,  kedi gormek icinde  Pet Shop’lara gitmek gerekiyordu ki hayvanat bahcesine bile giremicek kadar ozel degildi sokak kedileri. Gunu planlamaliydi. Daha erken olmasina ragmen plansiz bir gun olu bir gun olucakti. Onun icin, coktan ogrenmisti artik suprizler  beklememesi gerektigini.  Ne eski bir dost kapisinda  ansiziz biticek, ne sokaktan mis gibi kokan hamsiciler gecicekdi nede citir simitciler. Ev telefonu bile alamamisti kendine,  bir sonsuz bekleyis daha olmasin diye hayatinda. Eger ev telefonu olsaydi  hic kimse olmasa annesi arardi, gunde en az uc defa. Ne yiyip ne icitigini sorardi,  anlattigi ruyalarina  guzel, ic rahatlatan tasvirler getirirdi annesi.
Hava karanlikti ve  aslinda yapilicak seyler  oyle belliydi ki . Dusunmek istemedi, ama  kafasindan gecirmedende edemedi. Uye oldugu bir dunya club vardi; amazing yoga club, poetry club, salsa club, momy and me club, club, club, club….. Dusunmek istemedi bir kere daha kafasini cevirdi murdock st.’e dogru. Bu saatlerde artik Ups gelmis olmaliydi. Ortalarda hic ses yoktu. Kafasini  whiteman’a cevirdi ve bir  bardak sicak, bol tarcinli  apple cider alip inancla butun  gun bir siyam kedisini birde postaciyi beklemeye karar verdi .
Bekledi, Bekledi, Bekledi. Bir saga bakti bir sola bakti, sonra bir sola bir saga, bir daha bir daha bakti. Nihayet uzaktan bangir bangir Hip-hop dinleyerek gelen  camel ayakkabi’li,  camel short’lu   UPS arabasinindaki  African- American cam yarmasi postaciyi gordu. Postaci geldi geldi geldi ve 5520’nin tam onunde yolun orta yerinde park etti arabasini. Indi. Bagaja dogru ilerledi bagaj kapsinisi acti ve icerden online muhtemelen e-bay’ den ismarlanmis  3 adet kedi mamasi,  1 adet kedi tasmasi indirdi.  Yanindan gecerek  saga dondu ve 5522’ nin kapisini caldi.  Evde birileri olmaliydi, belliydi evden disari yansiyan  florasan isiklarindan, fakat acan yoktu kapiyi. Postaci israr etseydi ki bu bir mucize olurdu, belki acan olurdu. Belki bu sayede  5 yil sonra yan komususunu gorme serefine erisirdi. Belki oturan yasli bir duldu  yahut yasli bir kimsesiz, colugu cocugu olmayan,  olup ta coktan terketmis olan. Postaci israr dahi etmeden  kutulari getirip eline uzatti’ bunlari komsunuza verin’ dedi.Yuzunu gormeyi birak sesini bile duymadigi  5 yillik komsusuna.  ‘Olur’ dedi ‘peki’.
Postaci hizla  inerken  Murdock’a dogru  elindeki  kedi mamalarina ve kedi tasmasina bakti  gulumsedi. Belkide yan komsusu Iran’dan  itrica etmis bir siyam kedisi idi. Gizli kacak yasiyordu, vatandas degildi, ne bu ulkenin ne de artik kendi ulkesinin, vize'si de yoktu, Lottari ile green cart'a bas vurmustu ama sonuc  henuz alamamisti. Belki kirmizi bultenle araniyordu evsiz sokak kedilerini koruma dernegi tarafindan. Gulumsedi. Tam o sirada kafasini kaldirip  gri bulutlarin nasilda yavasca hic beklenmedik bir suprizle  usulca  done done dagilmalarini izledi. Gulumsedi sonra bir daha gulumsedi….

No comments: