Friday, October 30, 2009

Pazartesi' ye uyanis

Pazartesi

Hafta sonu hengamesinin arkasindan, yine en cok nefret ettigim Pazartesi. Sabahlarimin en guzel yani Ada’nin kosarak yatagima hoplayip usumus basini ve nerdeyse donmus yumak ellerini geceligimin tek yakasindan firlamis kolumun altina yuvarlana yuvarlana gommesi. Bu sabahta ayni sevimli duyguyu gecirerek icimde bir yerlerden uyandim derin uykumdan “En sevmedigim Pazartesi sabahlarini bile muthis kilabilicek tek baslangic bu olmali hayatimda” diyerek.

Ada bebegin bebek sevkatiyle beni uyandirmasindan sonra sira elbette Yuce adam’a gelicekti ki, yuce adamin konferans seyahatlerinden, sirketten, lab toplatilarindan, vs. iflas etmis bedenini uyandirmak icin Ada’nin minik basi kucuk kaliyordu. King yastigin uzerine cikmis pes eder ifadelerle bana bakarken Ada devreye yuce kadinin girmesi girekti. Sag ayagi disarda kaldigi icin usumus, sol ayagi yorganin icinde oldugu icin hala sicakligini korudugundan once kendi sicak ayakalarimi yuce adamin usumus ayakarina degdirerek sicaklik farki yaratmakla basladim operasyona. Gorunuse gore Ada bebegin mimik basindan daha cok ise yaramis olan bu taktik sonrasinda , bir kipirdanma basladi yuce adamin heybetli vucudunda. Bir sure sonra bu kipirdanmalar “himmmmm cekilin, uykum var, gec yattim zaten, sabah iki de yattim, yapmayinlara donussede gune bir an once baslamak icin sabirsizlanan ben ve Ada’nin israrli cabalariyla uyandirabildik yuce adami. Bir sure sonra uyandirma mucadelesi sevgi dolu bir aile bogusmasina donustu, artik bize oldukca kucuk gelen kar beyazi R. Lauren carsaflari ile kapli queen yatagimiz da. Ada aramizda taklalar atmaya ve yapabilicegi en sirin yuz ifadeleriyle bizleri mest etmesi ile gune baslamamiz yataktan bir saat gec kalkmamizla rotarlandi.

Hayatta ugraslarini degil ama yapicak zorunlu islerini , zorunlu yada isteyerek demek daha dogru olur, eksi doksandokuz’a indirerek dondurmus olan biri olarak bu rotarin beni etkilemedigi guzel bir gercek. Boyle zamanlarda dusunmesinin bile hic bitmesini istemedigim gercek; kaygisiz sabah gecikmelerimin bir zorunluluktan degilde secimlerimden dolayi olmus oldugudur.

Yataktan kalkmamizla, gune baslamamiz arasinda gecen isik hizi dir gunumuzu ikiye bolen. Hafta sonu yeni tadilati bitmis kucuk ebatli aile banyosuna once kim gidicek mucadelesi ardindan, Ada’nin dolu bezini kim degistiricek ve sabah dusunu kim aldiricak tartismalari (her seferinde onun ben olmasi gercegini de yazmadan gecemiyorum), sonrasinda apar topar evden cikmamiz, uzerimizi hizla giyinip. American yasam standartlarina uygun olan bir tarzda, fast food misali ayakta firtina misali bir seyler atitstirip once Ada bebegi day care kakhvaltisina sonra, Yuce adami her gun bekleyen kacinilmaz maratonuna yetistirmekle basliyor pazartesilerim ve butun hafta bu rutinle devamediyor.

Cyert Center' da zor gecen vedalasmadan sonra iyi eglenceler dileyip saglam bir kucaklasmanin arkasindan kendimi giris kapisina atiyor ve once siyah Mercedes R 350 aile arabasina bakiyorum sonra yolun diger tarafina. Kacilnilaz bir gercek beni arabaya dogru surukluyor; eve gelmek ve devam etmek uzere yarim kalmis bir sire daha kapisini acip calistiriyorum arabayi…

Eve varmadan once ismini cok sevdigim ‘ Crazy Mocha’ dan, malum icimdeki kucuk canlidan dolayi, decaf- to go grande kahve aliyorum, ustlelik tall olanla aralarinda yanlizca elli cent fark olmasina ragmen. Her sabah bankaya para yatirirmis gibi Crazy Mocha‘ya $1.75 yatiriyorum. Bir yandan bunun yilda ne kadar ettigini dusunmedende edemiyorum. Bu dusuceler icerisinde kahvemi almam finans’dan yada aile ekonomisinden cok ii anladigidimdan hic degil yanlica politic ve felsefi olarak bir seylerin yanlis gitigini dusundugum icindir.

Icimden kafé de oturmak geciyor. Buram buram sabah kahvesi kokulari icerisinde oturup bir seyler okumak newyork times karistirmak, magazin kurcalamak. Bir sure sonra gercekten istedigimin bu olmadigina kanat getirip. Raleigh 5520 sessizligi ve huzurunun cekiciligiyle yeniden arabama binip eve dogru iki blog sonra saga donuyorum.

Masamda yigilmis siir eskizlari. Onlara suclu gozlerle bakiyorum. Yapilicak daha onemli seylerim var neden pesimi birakmiyorsunuz gibi. Duzenli beslenmeye muhtac yatalak hastalar gibiler masamin uzerinde. Nefretle oturuyorum, soylene soylene ve birazda sorgulayarak; ne gereksiz sey siir yazmak, nerden bulasti bu illet kanima.. Oysa simdi oturup daha onemli oldugunu dusundugum, egitimine para harcayip okuyup mezun olmuslugumdan dolayi, design calismaliyim diye sucluyourum once siirleri sonra kendimi karsi koyamadigim icin.

Saat yeniden aksam bes’e dogru yaklasirken farkediyorum, telas icerisinde iki satir daha eklemeliyim zaman kalmadi, derken farkediyorum nefret ile oturdugum bu illetmis beni besleyen yasama dair. Ada kadar Siir de.

No comments: