Sunday, February 20, 2011

Diderot



"-Umut gelecegi hatirlama, mutluluk gecmisi unutma sanatidir..."

Diderot

Post-yapısalcılık (Postyapısalcılık)

Post-yapısalcılık terimi, içerdiği "post" öntakısının bildirdiği "sonralık" tan da anlaşılacağı üzere, yapısalcılığa karşı son derece önemli bir dizi eleştirinin dile getirildiği ortak bir felsefe düzlemini ya da çerçevesini ifade eder. Bu eleştiri damarının çok büyük bir bölümü hiç kuşkusuz yakın dönemlerin en büyük felsefecileri Derrida, Foucault, Deleuze, Lacan ve Lyotard tarafından dillendirilip temellendirilmiştir.

Post-yapısalcı felsefe salt bir felsefe konumu olmaktan öte dilbilimden yazın kuramına, toplumbilimden insanbilime, ruhbilimden göstergebilime pek çok disiplinin bir araya geldiği ortak bir düşünme düzlemidir. Nitekim post-yapısalcı felsefenin temel savlarından biri de başta felsefe olmak üzere disiplinler arasındaki sınırların çözüştürülüp yok edilerek, disiplinlerarası hatta disiplinlerötesi yeni bir söylem olanağını yaşama geçirmektir.

Post-yapısalcı felsefe anlayışında, özellikle felsefe metinlerinde görülen bilgiyi dizgesel yollarla temellendirme çabası sırasında, sorunsuz olduğu düşünülerek yapılan belirtik ya da örtük varsayımların ortaya konarak sorun haline getirilmesi amacı oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu açıdan bakıldığında post-yapısalcı felsefenin önemli bir bölümünü yazarlarca ya da okurlarca metinlerde oluşturulan anlamların nasıl oluşturulduklarını sorgulamaya yönelik bir anlam, dil ya da metin felsefesi oluşturmaktadır.

Kaynak: Felsefe Sözlüğü; A. Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü. Hüsrev Yoksal-Bilim ve Sanat Yayınları

Wednesday, February 16, 2011

KAYBOLAN YAZILAR, KIRMIZI ve MAVI

Sikintili bir gundu, siradan sikintilari olan bir gun. Sevgilimin uzakta oldugu bir gundu, gokyuzunun gri oldugu bir gundu. Yagmurun bir turlu yagamadigi fakat her an yagacak gibi oldugu bir gundu. Gunesin cikmak isteyipte bulutlari bir turlu delemedgi bir gun. Insanin icinin limon gibi eksi oldugu, cam-kavanoz fanusdaki sapsal sus baligi gibi, sapsal bir gundu. insanin icinin kiyim kiyim kiyildigi bir gundu. Sebebsiz sikinitlarin oldugu oyle sikintili-siradan bir gundu. Oturup efkarlanilcak, sise sise sarap devrilinicek, eski bir dostla saat tutmaca telefon da ani tazelenilcek bir gundu. Ne olursa olsun, nasil olursa olsun o gun kirmizi bir gundu.

Gunlerin de renkleri vardir ya, o gun kirmizi bir gundu. Herkez kirmizi hissediyordu, kirmizi hissettiriliyordu, Kirmizi hissetmeyenler kendilerini dislanmis hissediyordu, oyle hissettiriliyorlardi, kirmizidan cikip mavi cemberin icine aliniyorlardi onlar, karantinaya alinilirmis gibi.

Kirmizi ASK, ask SIIR demektir, asik olmak, asik oldugunu sanmak demektir, siir yazmak, siir okumak, siir ezberlemek demektir, guzel bir Saif Faik siiri okumak demektir. Ruya demektir, ruya gorebilmek demektir, hayal kurmak demektir, haylallere inanmak, onlari beklemek, gelmiycceklerini bilerek beklemek demektir. Kirmizi, insan aski demektir.

Bugunun kendi icinde bir rajonu vardir, uymak gerekir; Kirmizi hediyeler almak, kirmizi hediyeler vermek gerekir, bol cikolata yemek, bol cilek yemek, likorlu sampanyalar icmek, kirmizi kalpli oyuncak ayilara gulumsemek, kirmiz saten bir kilot giymek….  Yok bu rajona uymayanlarsa, bize uymaz bizi bozar diyenlerse, baska renklerden bir renk secmelidirler kendilerine. Mavi mesela.

Depresyon. Depresyonun renginin mavi oldugu soylenir. Buna ingilizcede 'blue mood' denir. Are you feeling blue? denir. Blues’da bir muzik tarzi olarak burdan cika sgelmistir. Blue-Mavi hissetmekten. Blues, 19. yuzyil Guney-Americasinda yasan African –American kolonilerinden cikmistir. Gitar, piyano, saksafon, vocal, trumpet, trombone tarzi ensturmanlar kullanmislardir agirlikli olarak. 20.yy’da pek bir yayilmistir mavi'lerin sayisi. Boogie-Woogie Blues-Piano blues- Country Blues– Classic Female Blues, vs. olarak gruplandirilinabilinir bir mood'dur mavi.

14 subat,  boyle bir gun kimilerinin kirmizi kimilerinin mavi hissettigi bir gun.Ben kirmizi hissedenlerdenim, oyle olamak isteyenlerden. Hayatta belli gunleri  belli renkler kivaminda yasamak isteyenlerdenim. Boyle oldugum icin, kirmizi gunumu  sevgilim olmadan kirmizi Cleo & Patek Paris lamb skin cantam, BCBG  yuksek topuk kirmizi rugan ayakkabilarim, kirmizi  Cabarnet sarabim ve hayattaki en degerli varligim- yaptigim en iyi seyler– kiraz kizlarim ile – evimdeydim. Sevgilim'den ayri – Metin’im Savannah-Atlanta’da- is seyahatinde- mavi dir. Evde olamadigi icin  mavidir, kirmizi sevismelerimizden uzak oldugu icin mavidir, benden uzak  oldugu icin mavidir, kizlarimiz dan uzak oldugu icin mavidir, bu gun konferansta konusma yapmak zorunda oldugu icin, bu gun bir kere daha otel odasinda, bir basina ‘paper ‘yazmak zorunda oldugu icin onun rengi mavidir… Aslinda kirmizi  bir dayatmadir onun icin. O yuzden mavidir. Democrat olmayan bir yani vardir bu gunun onun icin. Kapitalist bir bayramdir  bu gun onun cumhuriyetinde, sevgilim onu gorur. Ben goremem. Zorlama bir gundur onun icin kirmizi. O’da bu gunden kacmak isteyenlerdendir aslinda ama herseye ragmen bu gunun kirmizi olmasini ister, yanlizca ben kirmizi istedigim icin ister. Ask’ta boyle birseydir, degil midir? Renkleri bile onun icin secmek. Onun sectigi renkleri secmek degil midir? Oyledir. Birlikte kirmizi, mavi , fosforlu pempe yada zaman zaman gri hissetmek degil midir? O oyle hissetigi icin oyle hissetmektir, oyledir iste. Bal gibide oyledir. Ben kirmizi sectigim icin sevgilimde kirmiziyi secer. Inandina secer, dunyanin karsisina gecer genede ben sectigim icin durur kirmizinin tam gobeginde. Benim icin durur. Birlikte dururuz. Yan yana kirmizi kirmizi…

Kiraz kizlarimdan Ada ile Yelda’s Kitchen’dan Valantines’s Day Cookies- cevizli kurabiye-  tarifi almak icin  daha iki yasina bile girmemis MacBook Pro’mu mutfak masasina goturmek uzere bir sebebten, palan pandras yere dusurmemle dagildi renkler. Kivamini bulmamis bir kurabiye gibi dagildi.

Kirmizinin butun tonlari bir anda silindi. Yerine birden mavi, sonra koyu lacivert, sonra gri, sonra siyah, sonra siyahin en koyusu… Hersey silindi. Param parca oldu. Simdi gecmisi kayitsiz bir insanim ben. Sanki Times Square’de cirilciplak kalmisim, oyle bir kalabaligin icinde ciplak kral olmusum... ceviz agacindan dusmus ve butun kemikleri kirilmis kir kus gibiyim. Parcalanmis, silinmis bir insan, gecmisi olmayan bir insan. Eski  ask mektuplarini yaksan elinde kulleri kalir. Benimse elimde hic birsey kalmadi. Oylece gitti. Elimden kaydi dustu. Kotu bir buyu gibi. Kirik yahut olu bir hard drive'dan baska hic birseyim kalmadi…Kalbi ates almis bir barut gibi, kirmizi bir barut gibiyim…

Micro surgen’lari  aradim. Olur yapariz dediler, dunyada bir tek biz variz bunu yapan dediler. Kirmizi degiliz ama Allah'iz dediler. Herseyi kurtaririz dediler.California'dan kurtaririz dediler. Biz Amazon nehrine dusmus lap-top’lari cikartip, adam eder, hizaya dizer, sonra eskisi gibi yasatirirz dediler, dediler ama herseyin bir bedeli vardir unutma da dediler. Sen soyle bize dediler, kaybettiklerin kac para ederdi ? de bize dediler, fiyat bic, sen soyle dediler... 700- 1000- 2000- 3000 dolar ??? Kac para ederdi dediler. Senin icin ne kurtarmamizi istiyorsan  onlara karar ver dediler…sec dediler, renklerinden rengini sec dediler… Mavi  resimlerin mi?  Kirmizi siirlerin mi? Yesil yazilarin mi? Plastik portfolion mu? Siyah sirket dosyarlarimi…? karar ver hangisini kurtarmak istersen ve ne kadar eder karar ver dediler.

Kirmizi  BCBC -YUKSEK TOPUK ayakkabilarimi giydim, Cleo & Patek Paris cantami aldim ,bas ucuma koydum, bir kirmizi elma soydum, bir kadeh KIRMIZI CABARNET ictim - sonra bir kadeh askim icin ICTIM- sonra bir kadeh kiraz kizlarim icin ICTIM…

Butun renkleri biraktim. Gecmisin mavisini de, gelecegin butun renklerini de biraktim. KIRMIZI dedim. KIRMIZI'yi KURTARIN…. kirmizi siir’dir DEDIM. Kirmiziyi sectim dedim. Herseyi biraktim SIIR'i sectim….ASK'i sectim.

"14 Subat'ta olen hard-drive' im icin, onun icinde giden hersey icin."

André Kertész at carnegie museum: On Reading






((((("""Unlike Kertesz, my ideal idea is to photograph the parisian people working on laptop in diverse environments in Paris this May. INSALLAH"""" ))))


....Taken between 1915 and 1980 in the many places he lived, visited and worked – including Argentina, France, Hungary, UK and USA – Kertész’s photographs are a celebration of the absorptive power and pleasure of reading.



Everyone can relate to the excitement of opening a book, reading the first lines of a novel and getting lost in a parallel, imaginary world. Kertész was intrigued by the universal appeal of reading, revelling in the privacy of the moment.  Over the course of his career, Kertész captured readers of all ages in various locations – on rooftops and balconies, in parks, on crowded streets, at train stations, in libraries – creating a poetic study of the act of reading. The photographs range from abstract formal compositions to playful, often humorous observations, a signature style of Kertész’s work. Some photographs in the exhibition also celebrate the book as an object – through paintings, still-life compositions and images of book shelfs and library interiors.
Until his death in 1985, Kertész worked tirelessly on new projects and ways of working. However, On Reading remained a constant fascination. At this moment when digital technologies might render the printed page obsolete, On Reading is a timely, humorous and nostalgic reminder of the importance of the book and the culture of reading..

Sunday, February 13, 2011

IT IS MY LIFE.... nostalgia with jon bon jovi....

mydeardiarymydeardiary b o n j o v i concertwasjustreallysomethingI'verockedhard.

Remembering Julius Shulman



Julius Shulman, whose luminous photographs of homes and buildings brought fame to a number of mid-20th century modernist architects and made him a household name in the architectural world, has died. He was 98.

Wednesday, February 9, 2011

bir hizla,
yavaslayan bir hizla toparlarsin ne vara
icinde esen firtinanin savurduklarindan
bir an sorunudur senin icin artik
kalkip gitmek, herseye hazir olmak

Cevap Capan; dogal tarih